Sinema > kritik

Tam bir aile filmi
Kısa Link:

Tam bir aile filmi

2 Şubat 2012 12:24

Film Kritik: Serdar Akbıyık

Bir aileyi darmadağın eden iki önemli trajedi var günümüzde. Birincisi ayrılık, boşanma diğeri ise ebeveynlerden birinin ölümle yüz yüze gelmesi. Günümüzün vebası kanser sinsice toplumu oluşturan en küçük kurum aileleri parçalıyor.

Bu sert bir dram ama Hollywood bu tür dramları komedi, romantizm ve hayata duyulan ümitle soslandırıp yenilir yutulur hale getirmesini iyi beceriyor. Düşler Bahçesi gerçek bir hikayeden yola çıkılıp yazılan “We Bought a Zoo: The Amazing True Story of a Broken-Down Zoo and the 200 Animals That Changed a Family Forever” adlı romandan uyarlandı. Filmde baba Benjamin Bee karakterini Matt Damon canlandırıyor.

Benjamin iki çocuk sahibi ve eşini kansere kurban vermiş bir babadır. Oğlu ergenliğin pençesinde kıvranırken annesini de kaybetmenin baskısını kaldıramaz. Girdiği bunalımı çizdiği karanlık resimlere ve okuldaki uyumsuzluğuna yansıtır. Sonunda okuldan atılır. Kız kardeşiyse daha küçük olduğu için annesinin özlemini hissetse de babasına moral verir.

Sonunda Benjamin  hayatında değişiklikler yapması gerektiğini hisseder. İşinden ayrılır oğlunun gideceği yeni bir okul ve yepyeni bir ev arar. Sonunda bütün bu aramalar aslında hayvanat bahçesi olan 18 dönümlük araziye sahip bir köşkle sonlanır. Bu ev hayvanat bahçesi yüzünden sorunlu bir yerdir ve kimse almak istemez. Ama Benjamin evi görünce yeni yuvalarını bulduklarını anlar. Kısıtlı maddi gücüyle hem evi hem de hayvanat bahçesini yaşatmaya çalışır. Hayvanat bahçesi çalışanlarının şefi Kelly Foster (Scarlett Johansson) kızıyla beraber bütün hayatını hayvanat bahçesine adamıştır. Yeni ev ve birbirini tanımayan ama hayatın darbesini yemiş bu insanlar birbirlerine tutunup hayata kaldıkları yerden devam edeceklerdir.

Yazının başında aileleri parçalayan belli başlı iki sebepten bahsetmiştik. Boşanma ve ölüm. Çocuklar bu trajedilerin asıl kurbanları. Boşanma bir çocuğu uzun ve zor bir sürece sokuyor. En büyük etkisi boşanmış ailelerin çocuklarının karşılarındaki insanın sevgisine güvenlerinin yıkılması. Geleceğin kendine güveni olmayan nesillerin olası adayları oluyorlar. Halbuki ölüm başka bir şey.

Ölüm kabul edilmesi zor bir kayıp hissini yanında getiriyor. Çocuk veya kalan eş öfke hissediyor. “Niye benim eşim? Niye benim annem? Niye benim babam?” bu cevapsız soruların kurbanı oluyorlar.

Matt Damon, Scarlett Johansson ve Thomas Haden Church gerçekten iyi bir performans sergiliyorlar. Ama burada daha çok konuşulması gereken çocuk oyuncular. Elle Faning artık çok güzel bir genç kız ve filmde aldığı roller daha ciddi performanslar gerektirmeye başladı. Onun yıllar içinde çok konuşacağımız bir kadın oyuncu olacağına inanıyorum. Yedi yaşındaki Maggie Elizabeth Jones ise müthiş şirin bir çocuk oyuncu. Onu da daha çok filmde seyrederiz. Özellikle Matt Damon ile beraber çok başarılı bir ortaklık kurmuşlar perdede. Bir de ailenin erkek çocuğu Dylan’ı canlandıran Colin Ford var. Muhteşem bir performans sergilemiş. 15 yaşındaki bu yıldız da Hollywood’un yeni yıldız adaylarından. Bu endüstri böyle işliyor. Kendi yıldızlarını daha çocuk yaşta yetiştiriyor.

Tam bir aile filmi Düşler Bahçesi kaçırmayın...

Etiketler: Sinema kritik